DENiZ YILDIZI

TRAVMANIN RÖVANŞI (MI?)

Aşağa gitmek

default TRAVMANIN RÖVANŞI (MI?)

Mesaj tarafından Hulki CEVİZOĞLU Bir 2009-01-13, 09:39

TRAVMANIN RÖVANŞI (MI?)


Ortaöğretimde okumuştuk.
Divan şiiri şöyle diyordu: “Tutui mucize gûyem, ne desem lâf değil!”
Yani, “Söylediklerim, bir papağanın mucizeler anlatan boş sözleri değildir. Kulak verin” anlamında.
Biz de geçmişe dönüp, yazdıklarımıza bakalım. Bakalım da, bizim söylediklerimiz “papağanın boş sözleri” mi imiş, görelim.

* * *

Tarih: 02.08.2005
Başlık: “Cumhuriyet, Cumhuriyet’i Savunacak Nesil Yetiştiremedi mi?”
Özet:
...Cumhuriyet,
kendisini savunacak nesiller yetiştiremedi mi?.. Cumhuriyet’i, halkın
anlayacağı biçimde, şevkle savunacak tarihçi de mi yok?.. Atatürk,
“Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yaşatacak olan sizlersiniz” dediği anda,
Cumhuriyet ölmüş müydü?..

* * *


Tarih: 28.02.2006
Başlık: “O Zaman Teslim Olalım!..”
Özet:
“Ölseler bir araya gelmeyecek görüştekiler”, şimdi Türkiye’ye karşı bir araya geldiler.
Bunlar,
Sevr dayatmalarına karşı çıkılmasına dayanamıyor. “Türkiye’ye kurulmuş
tuzaklara karşı uyanık olmak” onları rahatsız ediyor. Yeni bir kavram
ortaya atarak, “seçilmiş travma” dan söz ediyorlar.
Söyledikleri şunlar:
“Ulusalcı
tepki, ABD’nin işine yarar..” “Yükselişe geçen ulusalcı dalga, ters
tepebilir. Bu tepkiler bize yaramaz..” “Milli Marş, bölücülük
yaratıyor..” “Bunlar karikatür gibiler...” “Ulusalcı terör..”
Yani
konuşmak, düşünce açıklamak, yazılı ve görsel basında ülkeyi savunmak;
zararlı düşünce, açıklama, tavır ve davranışlara karşı çıkmak da
çaresizmiş! Ne yaparsak, düşmanın işine yarayacakmış!
... Ulusal
kitleye “çaresizliği aşılamaya” çabalayanlar, bunu başaramayınca
dedikodu ve örtülü operasyonlarla bu kitleyi birbirine düşürmeye
çalışacaklar. Bunun denemelerini de bir süredir yapıyorlar.
Çaresiz değil, çare SİZ’siniz!..
Onlar da bunun farkında ve korkusunda.

* * *


Tarih: 23.01.2007
Başlık: “Daha da Kaşıyacaklar..”
Özet:
“Oyun
şahane, gerisi bahane” taktiğiyle, vatanseverlere (Atatürkçü, ulusalcı,
milliyetçi, demokratlara) yapılan saldırılar son bulmayacak. Daha da
kaşıyacaklar!.. Ülke gittikçe sömürgeleştirilirken, bunları gizlemek
için yurtseverler suçlanarak gündem değiştirilecek. Bu yazdıklarım,
ülke üzerinde oyun oynamak isteyen iç ve dış şer odaklarını durdurmaz.
Ama, bu oyunlara karşı şu anda çok bilinçli olan halkımıza katkıda
bulunur.
... Hepimiz bu ülkenin insanlarıyız. Elbirliği ile, bizi
birbirimize düşürerek, ülkeyi bölmek isteyen sırtlanlara karşı omuz
omuza durmalıyız. Düşünce ayrılıklarımız. Ülkemizin ayrılmasına izin
vermemeli.
Ve en önemlisi, kendi sorunlarımızı, Avrupa ve Amerika’yı karıştırmadan uygarca çözmeliyiz.

* * *


Geçen hafta sonu “Ben bir Irak Türk’ü, Türkmen’im” diyen Timur Ketene adlı izleyiciden e-posta aldım.
Onun özeti de şöyle:
Bir
Irak Türkü olarak yaşamımın bir kısmını, despot bir yönetim tarafından
yönetilen Irak’ta baskı ve devlet terörü altında yaşamak zorunda
kaldım. Zaten hiçbir şey yapmasak bile, Irak’ta Irak Türk’ü (Türkmen)
olmak yeterince suçtu!.. (Yüce Türk Milleti’nin bir parçası olma
şerefine nail olduğum için her zaman Yaradana şükrettim.)
İktidarda
olan Baas Partisi’nin karşıtı ya da her ne suç isnat edilecekse,
tutuklanmak için bir şey yapmış olmanız veya düşünmüş olmanız dahi
gerekmezdi!.. İleride düşünebileceğiniz düşüncesini düşünseler dahi
tutuklanır ve genelde bir şekilde hayatınız mahvedilirdi, en iyi
ihtimalle tabii.
Evden çıkan, dönüp, dönmeyeceği garanti
olmadığından herkes sürekli helalleşirdi. Evdeyken ne zaman baskın
yapılır da alıp götürüleceğiniz asla belli olmazdı.
Irak’ta bu
despot yönetimin kendisi açısından başardığı en önemli husus, halkın
içindeki korku ve birbirine güvensizlik ve ispiyon mekanizması idi ve
bu sayede uzun yıllar hüküm sürdü. Bugün itibarıyla Irak’ta durum
farklı değil, aslında teknoloji ilerlediği için durum daha vahimdir.
Özellikle
belirtmem gereken husus, ben Irak’tan ayrıldığımda 14-15 yaşındaydım
(1978). Ayrılma yaşımı belirtmemin sebebine gelince. Çocuk sayılacak
bir yaşta dahi bu despot örgütlerin gazabına uğramış ve şahsen yaşamış
olmam olayın vahametini biraz daha açıklar düşüncesindeyim.

* * *

Psikoloji
kitaplarında var mı, bilmiyorum. Ama benim tespit ve gözlemlerime göre,
“başına kötü bir şey gelen/geldiğine inanan” kişiler, ileride mutlaka
intikamı deniyor. Hem de aynı biçimde. Bunu ne kadar gizlemeye çalışsa
da, gören gözler anlıyor.
Başbakan olmadan önce 4 ay hapis yatan
ve sonra sık sık “Ben şiir okuduğum için hapis yattım” diyen Erdoğan,
bugünkü tutuklama ve gözaltıları nasıl değerlendiriyor acaba?..
Burada
şunu kabul edelim: Kendisiyle baş başa kalınca, insâni olarak rövanşı
düşünebilir. Ama, seçildiği zaman, toplumda oluşan “travmayı” gidermek
için “Ben artık herkesin başbakanıyım” diyen Erdoğan’ın yönettiği
ülkede demokrasi ve hukuk egemen olmalıdır.
Laik cumhuriyet ve anayasa bunu emrediyor. İslâmiyet’te de sayısız öğütler var..
avatar
Hulki CEVİZOĞLU
GÜMÜŞ ÜYE
GÜMÜŞ ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 46
Yaş : 59
ŞEHİR : yazar
Meslek : yazar
Öğrenim Durumu : yazar
Aldığı Teşekkür : 25
Kayıt tarihi : 25/11/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz