DENiZ YILDIZI

Batı cephesinde yeni bir şey yok!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Batı cephesinde yeni bir şey yok!

Mesaj tarafından Altemur KILIÇ Bir 2010-02-13, 15:23

AB’nin, sömestr karnesi bekler gibi heyecanla beklenen
“İlerleme Raporunda” bütün davalarımıza, iç işlerimize gene burunlarını
sokmuşlar. Kıbrıs’tan Türk askeri çekilecek. “Balyoz” sanki gerçek; “kınama”,
EMASYA protokolünün; “iç tehdit algılamasının” ve “Milli Güvenlik ve Siyaset
Belgesinin” kaldırılmasına “aferin” notu... “Kürt açılımına” da “teşekkür” ...
Ama DTP’nin kapatılmasına, tutuklamalara “kırık not”! Yani gene “ikmale”
kaldık!

Erdoğan’ın öfkesi

Başbakanımız, AB üyesi
ülkelerinin Büyük Elçilerine verdiği yemekte, herhalde AB’nin son “İlerleme
Raporu” üzerine, “Avrupa’nın gözü kör mü Allah aşkına?” diye patlamış ve demiş
ki: “AP raporunda tek taraflı, gerçeklerle bağdaşmayan ve tarafımızdan kabulü
mümkün olmayan unsurlara yer verilmiş... Ve katılım sürecine olumsuz tesir
edebilecek bir üslub kullanılmış olduğu görülmektedir. Raporda Türkiye’den
beklenenler sıralanırken AB’nin Türkiye’ye karşı yerine getirmediği taahhütlere
değinilmemiş olması ayrıca düşündürücüdür.
Referandumda Kuzey Kıbrıs’ta
Annan Planı’na yüzde 65 ’evet’çıkarken Güney Kıbrıs’ta yüzde 75 ’hayır’
çıkmıştır. Nasıl oluyor da hâlâ burada Türkiye ve Kıbrıslı Türkler suçlu hale
getiriliyor. Bu Avrupa Parlamentosu’nun gözü kör müdür Allah aşkına... Biraz
gözlerini açsınlar. Kulaklarını doğruya, hakikate açsınlar.”


Asıl körler
Avrupalıların -AB ülkelerinin- gözleri
hiç kör değil Sayın Başbakan; onlar özellikle, Türkiye’yi çok iyi görüyorlar ve
ne istediklerini, ne yapacaklarını maalesef sizlerden daha iyi biliyorlar... Ve
ülkemizin şu karmaşık kafa karışıklığında üstümüze üstümüze geliyorlar! Kolay
yenecek lokma olduk!
Ve eğer yanlış hatırlamıyorsam, Türkiye’yi “Annan
Planı tuzağına” düşüren sizin hükümetinizdi! AB’nin ne kabahati var; biz istedik
biz bulduk!
“Avrupa Birliği süreci”, bazılarına göre “nurlu ufuklar”,
kamuoyunda -her alanda adeta amentü- “kriterleri” de tövbe, “Allah Kelamı”.
Karşı çıkmak, adeta günah! Garip bir durum; Bu “Hıristiyan Kulübüne” tam üye
kabul edilmeyeceğimiz muhakkak ama bizdeki malum AB aşıkları, “Kulübün” köpek
kulübesinde onlarca yıl daha beklemekte ısrar ediyorlar... Ve bu sırada AB,
içimizde kurduğu bilgilendirme bürolarıyla, her kuruma, sivil toplum
örgütlerine, hatta basın derneklerine fonlar yağdırarak, içimize nüfuz ediyor ve
sözde “imtiyazlı” kapitülasyon ortaklığının alt yapısını hazırlıyor... AB’nin ne
olduğunu ne olmayacağını bilenler, basın dernekleri mensupları, yüklü fonları
geriye çevirebilirler mi? Ama neticede Türkiye’yi, AB’nin uydusu haline
getirmeyi başaracaklar...
AB’nin ne olduğunu, maksatlarını, kısaca
hatırlatalım: Uyum, uyum, Terörle Mücadele yasasını “iğdiş” ettiler, Milli
Güvenlik Mahkemelerini kaldırttılar, Milli Güvenlik Kurulunu “sivilleştirip”
düşmüş ettiler... AB temsilcilerinin, Türkiye’ye her geldiklerinde, ilk
ziyaretgâhları, Güneydoğu ve muhatapları da malum Belediye Başkanları ve
politikacılar! “Eyalet Sistemini” istiyorlar ve bunun için de, şimdi mevcut
olmayan “Eyalet İstinaf Mahkemelerinin” binaları inşaatına fonlar yağdırıyorlar!
Azınlıklar konusundaki ve TSK’yı etkisiz kılmayı amaçlayan raporları yazan
yalaka yazar ve aydınlara, kuruluşlara verdikleri fonlar da en azından ilginç!
Kıbrıs’a gelince; Karen Fogg’un dalavereleri ve Annan planı rezaleti unutuldu
mu? Bütün bunları bizim güzel gözlerimiz için mi yaparlar?


Atatürk kriterleri-Kopenhag kriterleri

AB
yalakaları, “AB kriterleri, Mustafa Kemal’in çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak
hedefiyle aynıdır” derler... Ama Mustafa Kemal’in, Türkiye’nin, yabancıların
plan ve projelerine göre ilerlemesinin, asla düşünülemeyeceği sözlerini
unuturlar... Biz AB açılımında devam ededuralım... AB’nin nurlu ufuklarına
ulaşmak yarından, çıkmaz ayın son çarşambasından da yakın..
Bu hazin durumu,
yabancı bir çizer çok iyi ifade etmişti: Türkiye sırtında heybesi -tarihi ve
milli değerlerimiz- Kaf dağının ardındaki karanlık, bulutlu ufuklara doğru
yürüyor!
Ve bu “amentü” öylesine yerleşti ki, muhalefet bile, her hususta
bu nakaratı tekrar ediyor: “Avrupa sürecinde böyle olur mu?” diyor... Ancak,
gerçekte, ülkemizde olanlar, hep bu “süreçte” oluyor! Uyanmamız için kaç
haramiden, kaç sopa yememiz gerekecek?
avatar
Altemur KILIÇ
ALTIN ÜYE
ALTIN ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 139
Yaş : 93
ŞEHİR : yazar
Meslek : yazar
Öğrenim Durumu : yazar
Aldığı Teşekkür : 25
Kayıt tarihi : 25/11/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz