DENiZ YILDIZI

İki Türkiye Cumhuriyeti

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default İki Türkiye Cumhuriyeti

Mesaj tarafından Zülfü Livaneli Bir 2010-02-21, 21:44

Gündelik
olayların ve haberlerin içinde kaybolmak yerine biraz geriye çekilip
soğukkanlı bir çözümleme yaptığımız zaman göreceğimiz manzara şudur:

İki
başlı bir Türkiye Cumhuriyeti’ne doğru gidiş hızlandı.

Her
şeyden iki tane var artık: İki basın, iki yargı, iki eğitim, iki
güvenlik gücü, iki sermaye, iki edebiyat...

Bu ikili yapının
Türkiye’yi nereye götüreceği belli. Şu andaki kavga, son ve büyük bir
kapışmayla sonuçlanacak.

Bir taraf öbür tarafı yok edecek.

Çünkü
hiçbir devlet iki başlı olamaz. Bu, sürdürülebilir bir durum değildir.

Eski
devrimci marşlardan birinde “Hazırlandık son kanlı kavgaya” diye bir
dize yer alırdı.

Haberleri izlediğimde, gazeteleri okuduğumda hep
bu dize aklıma geliyor.

***

Bu durum
eskiden “müesses nizam”, daha sonraları “kurulu düzen” denilen sisteme
karşı bilinçle yaratıldı.

Eski düzenin zayıf noktaları dikkatli
bir biçimde saptandı.

Neydi bu zayıf noktalar?

Dünyaya
kapalı olmak, darbeler, asker vesayeti, insan hakları ihlalleri, faili
meçhul cinayetler, Avrupa’yla diyalog eksikliği, halka tepeden bakma
tavrı, devlet-birey çelişkisinde yargının devletten yana koyduğu tavır
vs.

Bu zayıf noktaların üstüne bindirme yapıldı.

Önce
Avrupa ve dünya ile iyi ilişkiler kuruldu, reformlar başlatıldı.

Sonra
kurulu düzenin bütün yanlışlarının üzerine tek tek gidilmeye başlandı.

Bu
süreç boyunca kurulu düzen savunucuları içine sürüklenmekte oldukları
tuzağı fark etmemeyi, inatla dünyayı anlamamayı sürdürdüler.

Bize
bir şey olmaz gururu içinde rehavete gömüldüler.

Nasıl olsa
Atatürk devleti kurmuştu; onun resminin arkasına sığınıp tembellik
ederek hayatlarını geçirebilirlerdi.

Oysa Atatürk çağının
gereklerine uygun bir devrim yapmış ve ısrarla “Ben hiçbir dogma
bırakmıyorum. Her şeyi çağa ve bilime göre yorumlayın” demişti.

Bunları
unutup devrimcinin mirasını statükocu olarak sürdürmeye çalıştılar.

Bu
arada karşı taraf bizzat kendi kalemlerinden (mesela Ömer Dinçer)
açıkladıkları gibi “Artık cumhuriyetin İslâmi esaslara göre yeniden
düzenlenmesinin vaktinin geldiği”ni savunuyordu.

Erbakan ve 28
Şubat deneyiminden de iyi ders almışlardı.

Erbakan’ın, Batı
karşıtı tutum, sert söylem ve merkez basın yüzünden kaybettiği
saptamasını yaptılar.

O zaman, Batı’yla iyi geçinecek, sert
İslâmi söylem yerine demokratik reformcu

imajını benimseyecek,
kendi basınlarını, aydınlarını, giderek kendi yargılarını,
üniversitelerini, güvenlik güçlerini yaratacaklardı.

Ve
yarattılar da!

***

Gelin dinamik bir
tahlil yapalım.

On yıl önce kurulu düzen neredeydi, şimdi nerede?

On
yıl önce pro-İslâmi siyasal hareket neredeydi, şimdi nerede?

Peki
bu gidişle on yıl sonra bu ülkede kartlar nasıl dağıtılıyor olacak?

Perşembenin
gelişi çarşambadan belli değil mi?

Çare; kurulu düzenin derhal
bir özeleştiri yapıp, insanlık dışı suçlarını itiraf edip, yeni, çağdaş,
akılcı, halkı hor görmeyen, çalışkan, birbirini engellemeye çalışmayan,
dünyaya uygun bir yapılanma içine girmesidir ama ufukta bunu yapacak
bir bilinç görünmüyor.
avatar
Zülfü Livaneli
GÜMÜŞ ÜYE
GÜMÜŞ ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 81
Yaş : 71
ŞEHİR : yazar
Meslek : yazar
Öğrenim Durumu : yazar
Aldığı Teşekkür : 10
Kayıt tarihi : 25/11/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz