DENiZ YILDIZI

İnsanlıktan hızla uzaklaşıyoruz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default İnsanlıktan hızla uzaklaşıyoruz

Mesaj tarafından Rıza ZELYUT Bir 2010-02-26, 16:14

60 yılı geride bıraktım.
1960'tan berisini iyi hatırlıyorum. Türkiye hiç bu kadar
ilkelleşmemişti. Siyasetçinin gerdiği sinirler; gündelik hayata,
vahşilik olarak yansıyor. Çocuklar; kedileri taşlıyor; babaları da
köpekleri zehirliyor. Bunları yapanların ellerinde cep telefonları,
altlarında arabalar var. Giysileri de gayet iyi. Ama kalıbın içinde
insanlık kalmamış ki...
Atalay Karahanoğlu, Yeşil Niksar Gazetesi'nde
eski Niksarlıların hayvan sevgisi anlatmış. Okuyun ve eski insanlarla
bugünküleri bir kıyaslayın.
'Eskiden Niksar'da bütün hayvanlara
kuşlara, karıncalara, koyunlara, kuzulara, ineklere, tosunlara,
köpeklere velhasıl bütün hayvanlara sahip çıkılır, onlar hiç incitilmez,
hayvanlara eziyet zulüm yapılmaz, aç sefil bırakılmazdı. Öyle ki ağır
kış şartları Niksar ve çevresini karlarla kapladığı zamanlarda sahipsiz
vahşi ve ehil hayvanlar aç kalmasın, insanlara saldırmasınlar diyerek
şehrin dışında dört bir yana yiyecekler bırakılır, onlar doyurulurdu.
(...)Niksar'ı kış bastırdığında okullarda, camilerde, kahvelerde, çarşı
pazarda hayvanlara en iyi şekilde sahip çıkmanın fazileti ve sevabı
anlatılırdı.
Çocuklar evlerin pencere önlerine, balkonlara aşlık,
bulgur, buğday dökerler, aç kalan küçük kuşların bunları nasıl
yediklerini pencere gerisinden sevinçle izlerlerdi. Ev sakinleri sokakta
gezen aç perişan kedilere yiyecek ve içecek verir onları sıcak
barınaklara alırlardı. Sahipsiz başı boş köpekler bulunur, karınları
doyurulur, sıcak yerlerde barındırılırdı. Kediye köpeğe eziyet etmek taş
atmak, vurmak çok ayıp karşılanır 'Aman ha elleriniz kırılır, büyük
günaha girersiniz!' denirdi.
Büyükler; 'Bir iyilik yapın, yüz sevap
kazının, merhametli olun ki size de merhamet edilsin. Amel defterinize
sevap yazılsın. Kuşların taneye, sizin de sevap kazanmaya çok
ihtiyacınız var. Sevap kazanmak büyük bir bahtiyarlıktır.' derlerdi.'

GERÇEK HACI KİM İMİŞ?
Atalay Karahanoğlu'nun yazısının
bundan sonraki bölümünü; özellikle, günde beş vakit namaz kılan,
kendisini Allah'a çok yakın gören din kardeşlerimizin daha bir dikkatle
okumalarını istiyorum. Bakın bakalım gerçek hacı-hoca nasıl oluyormuş:
'Ata,
eşeğe fazla odun yükletmezler, üzerlerinde fazla bekletmezler onları
yormazlardı. Rahmetli zabıta amiri Hamdi Çavuş çarşı pazarda odun yüklü
hayvanların bekletildiğini gördüğünde derhal yükleri hayvanların
üzerinden yıktırır, sahiplerini azarlar, dövmeden beter ederdi.
Takva
sahibi hacı-hoca dindar Niksarlı büyüklerimizin gözyaşı döküp
ağladıkları sorulduğunda, sebep olarak derlerdi ki, 'Gezip tozarken
bilmeyerek bir karıncanın, bir böceğin üstüne basıp onu öldürdükse,
onları incittikse bunun hesabını nasıl veririz?' diye ağlarlar;
karıncalardan, böceklerden tüm hayvanlardan özür diler, helallik
isterlerdi. Büyükler,hayvanlara sahip çıkmada biz küçüklere çok iyi bir
örnek olurlardı.
Pencere önlerindeki saksılardaki çiçekleri sık sık
sulatırlar, karınca yuvalarına yem koydururlar. Arılar için pekmez,
kuşlar kelebekler için yiyecekler bırakırlardı. Niksar'da bağ bahçe
bozumunda kuşlar için, hayvanlar için 'Bunlar da onların hakkıdır.'
diyerek meyveler bırakılır, hayvan haklarına mutlaka riayet edilirdi.
Öyle ki evlerde, köylerde insanlar sofraya oturmadan kendi karınlarını
doyurmadan önce ahırlardaki ineklerin, hayvanların önlerine yiyecek
koyarlar, onların sularını verirler ondan sonra gelirler sofraya oturup
karınlarını doyururlardı.
Yazın sığır sürüsünden eve gelen inekler
kucaklanarak okşanarak sevinçle karşılanırdı. Hayvanlar olsun bitkiler
olsun iyi davranışı sevgiyi ilgiyi çok iyi hissederler bunun karşılığını
misli ile mutlaka verirler. Eskiler; bir kediye, bir köpeğe verdiğin
bir lokma ekmeğin insanı her türlü kötülüklerden, hastalıklardan
tehlikelerden koruyacağını insanları cennete, ebedi saadete de
ulaştırabileceğine işaret etmişlerdir.
Niksar'da keyfi avcılık yapan,
hayvanları öldüren, hayvanlar zulüm yapan, kediye köpeğe vuran inciten
nice insanın sonlarının nasıl kötü, zelil olduğu, felç oldukları,
ızdırap içinde yaşadıkları görülmüştür.
Şimdi yeniden Niksar'da bütün
eğitim ve öğrenim kurullarından, okullardan, ailelerden başlanarak
insanlarımızın beynine gönüllerine hayvan sevgisini yerleştirmeliyiz.
Bir şehirde, bir mahallede, bir kedinin, köpeğin bacağı kırılsa, karnı
açsa; inanın o şehir, o mahalle, o hane bundan sorumludur.
Ne
demişler 'Mazlumun Ahı, İndirir Şahı'
Kaynak: Yeşil Niksar Gazetesi
(www.yesilniksar.com)
Bugün şefkatini yitirmiş bir kara kalabalık
haline geldik. Diğer varlıklara karşı şefkati kalmayan insanın imanı da
uçup gitmiştir. Gittiği içindir ki iyiliksever hacıların yerini şimdi
fabrikasyon hacılar almadı mı?
VATAN'CILARA TEBRİK: Terörist
gösterilen arkadaşları Aylin'e inanarak sonuna kadar destek olup
'gazeteci dayanışması' nasılmış bizim Cemiyet'e de gösterdikleri için...
avatar
Rıza ZELYUT
ALTIN ÜYE
ALTIN ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 164
Yaş : 51
ŞEHİR : yazar
Meslek : yazar
Öğrenim Durumu : yazar
Kişisel Mesaj : zelyut@gunes.com
Aldığı Teşekkür : 20
Kayıt tarihi : 27/05/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz