DENiZ YILDIZI

Karanlığa söveceğine, bir mum yak..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Karanlığa söveceğine, bir mum yak..

Mesaj tarafından Yüksel Cavlak Bir 2010-03-20, 20:36

Karanlığa söveceğine, bir mum yak..

M.Ö. 551- 479 tarihleri arasında yaşamış olan Çin filozofu Konfüçyüs`e aittir bu söz.
Bir mum yakmadıktan sonra, karanlığa karşı istediğin kadar sövmenin, bağırmanın, çağırmanın hiç bir faydası olmadığını, yaşadıklarımız yeteri kadar bizlere gösteriyor. 1923`ta yakılan mumların hemen hepsi 11 Kasım 1938 yılından sonra birer birer söndürülmeye, ortalık yavaş yavaş kararmaya başladı. 72 yıl boyunca kimsenin aklına, bir mum yakıp, ortalığı aydınlatmak gelmedi ! Yakılmış gibi görünen mumlar da aydınlatmadan oldukça uzaktaydılar...
Gelinen noktayı anlatmaya hiç gerek yoktur. Tekrarlamak değerli zamanı harcanmak demektir. 72 yıl boyunca, muasır medeniyet denildi. Ülkeye özlenen muasır medeniyet geldi mi ? Dış görünüşüyle “evet geldi” diyebiliriz. Ama iç görünüşü ne durumda ? Yani başka bir deyimle; dış görünüşümüzle, beyin yapımız, düşüncelerimiz paralel gitti mi ? Hayır ! Peki, neden dış görünüşümüzle, düşüncelerimiz birbiriyle örtüşmedi ? Örtüşmedi, çünkü gittikçe artan karanlık, iki paralel çizginin hiç bir zaman bir araya gelememesi, kesişmemesi gibi, buna mani oldu. Çevreyi aydınlatmak için, bir mum yakılmadı ki ! Onun yerine durmadan bağırıldı, çağırıldı, sövüldü vs.
Konfüçyüs`ün sözündeki bir mum yakma, ibadet yerlerindeki mum yakma değildir. “Bir mum yak” demek toplumun aydınlanması demektir. Toplumun çağdaş bilgilerle, eğitimle aydınlanması demektir. Peki, bu görevi kim ve nasıl üstlenecek ? Hiç şüphesiz, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür olarak yetişmiş aydınlar olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti`ni kuranlar da bunu bildikleri için, bu kurala özen göstermişlerdir. İşte bu özen gösterilen kural, 10 Kasım 1938`e kadar uygulandı. Sonra ne oldu ? Bu kuralın dışına çıkılmaya başlandı. Bununla da birlikte sorunlar birbirini takip ederek yığılıp kaldı. Sadece yığılan sorunların yanı sıra, karanlıkta gittikçe arttı...
Ne yazık ki, hem sorunlara çare bulmak ve karanlığı ortadan kaldırmak için aydın kesimden somut bir atılım görülmedi. Bu somut adımı ne partilerde ne de sivil toplum örgütlerinde görebiliyoruz. Sorunları çözmek, sadece konuşmakla, eleştirmekle ve he şeyden önce karşılıklı yakışık almayan söz duellolarıyla olmadığını görüyoruz.
Eğer ülkeyi yönetmek görevini üstlenmiş olan yöneticiler, onları destekleyen sivil toplum örgütleri hep birlikte, Mustafa Kemal`in kurmuş olduğu ve bütün ilkeleri içinde barındıran Cumhuriyeti korumak ve kurtarak istiyorlarsa, acilen yapacakları, ülkenin en uzak köşesinde bile olsa bir mum yakacaklar ve yaktıkları bu mum ışığı ile karanlığa alıştırılan toplumu aydınlatacaklardır.
Karanlığı sövmekle, bağırıp çağırmakla, kişisel eleştirilerle, bu ülkeyi, bu Cumhuriyeti kurtarmayı düşünüyorlarsa, inanıyorlarsa, yanlış yolda olduklarını ve tarih önünde hesap vereceklerini unutmasınlar...
Not:
“Aydınların vazifeleri büyüktür. Hiçbir millet yoktur ki, ahlaki esaslara dayanmadan yükselsin. Aydınlarımız, vatan ve millet fikirlerini vermekle beraber rakip milletlere karşı mevcudiyetin muhafazası için lâzım olan hususları temin ederlerse vazifelerini daha geniş şekilde yapmış olurlar.”
Mustafa Kemal, 1919

Dr. Yüksel Cavlak
avatar
Yüksel Cavlak
YAKUT ÜYE
YAKUT ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 370
Yaş : 82
ŞEHİR : Recklinghausen
Meslek : doktor
Öğrenim Durumu : üniversite
Aldığı Teşekkür : 485
Kayıt tarihi : 16/05/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz