DENiZ YILDIZI

Suçluyu hakim makamına oturtmak

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Suçluyu hakim makamına oturtmak

Mesaj tarafından Rıza ZELYUT Bir 2010-03-24, 13:20

Suçluyu hakim makamına oturtmak
Hükümet; anayasa değişikliği yapmak için bir paket hazırladı ve tartışması da başladı. İktidar yandaşları bu paketi; demokrasi için olmazsa olmaz gibi göstermeye çabalıyorlar.
Gel gör ki; atılan bu adım; demokrasiyi geliştirmek şöyle dursun hukuk devletinin varlığını tehdit etmektedir.
Bir örnek verelim; gerisini siz düşünün...
Şu anda; Türkiye'deki herhangi bir parti; diyelim ki AKP, anayasal suç işledi; hakkında da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı kapatma davası açtı. O zaman durum Anayasa Mahkemesi'ne intikal ettirilir ve yargılama orada yapılır; karar da buradan çıkar.
Böyle bir durum; bütün dünyada geçerli olan hukuk sürecidir.
AKP'nin önerdiği değişiklik gerçekleşirse; ne olacak?
Başsavcı soruşturma açacak ama bu dosya Anayasa Mahkemesi'ne değil Meclis'e gidecek. Meclis'teki partilerden oluşan komisyon, 'Yargılama yapılsın mı yapılmasın mı?' diye oylama yapacak. Oylama hayır çıkarsa, suçlanan parti aklanmış olacak.
Yani; suçlanan parti, yargıçlık yaparak kendisi hakkında karar verecek...
Ve, iş bununla da bitmiyor.
Başsavcı, artık bu yaptığı suçlamadan yeni bir soruşturma bile açamayacak...
Yani; bundan sonra partilerin yargılanmasını yargıçlar değil Meclis'teki milletvekilleri yapmış olacak.
Şimdi soralım: Hakkında kapatma davası açılmış bir partinin milletvekili davanın görülmesi yönünde oy kullanır mı?
Vereceği oy, ret yönünde olacaktır. Böylece de suçlu, kendisi hakkında verilecek kararı kendisi vermiş olacak.
Hani Ziya Paşa'nın 150 yıl önce söylediği gibi: 'Kadı (hakim) davacı olsa, mübaşir de onun şahidi. Bu mahkemeden çıkacak karara adil karar diyebilir misiniz?'

AKP-BDP İŞBİRLİĞİ
Şu an TBMM'deki AKP; Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesinden 10'unun kararı ile suçlu ilan edilmiştir.
BDP ise Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan DTP'nin devamıdır.
İki suçlu parti, işbirliği halinde anayasada bazı maddeleri değiştirmek peşindedir.
Bunların amacı; demokrasi değildir; kendilerini kurtarmaktır. Bu amaçla da Yüksek Yargı'yı ele geçirecek anayasal değişiklikler peşindeler.
Vatandaş mahkeme kapılarında sürünüyor. Davalar yıllarca sürüyor. Yargıçlar, binlerce dava ile boğuşuyor. Adalet gecikiyor, milyonlarca insan mağdur ediliyor...
Bu hükümet; adalet sisteminde, tüm vatandaşları ilgilendirecek hiçbir değişiklik yapmıyor ama partilerinin işleyeceği suçlara karşı dokunulmazlık kazanmak için adalet sistemiyle korkusuzca oynuyor.
Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirilmesi de iktidar partisinin ileride Yüce Divan'da yargılanmaktan kurtulmaya çalıştıklarını gösteriyor.
Herkesin ortak kanaati şudur ki: AKP yönetimi, Yüksek Yargıya kendi adamlarını yerleştirerek işledikleri suçlar yüzünden açılacak davalardan sıyrılmaya çalışmakta... Danıştay'ın ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısının ve işlevinin değiştirilmesi de buraya partili adamların yerleştirilmesine yönelik girişimdir.
8 yıl boyunca Anayasa'yı değiştirmeyi düşünmeyen AKP'nin birden bire sadece Yüksek Yargı'nın yapısını siyasallaştıracak böyle bir paketle ortaya çıkması; bu partinin yöneticilerinin korku içine düştüklerini de gösteriyor.
Önümüzdeki seçimlerde iktidardan gidebilirler. O zaman işte kendilerinden hesap sorulmasını önleyecek tedbirleri şimdiden alıyorlar.
Çünkü; yapmak istedikleri anayasa değişikliklerinin sıradan vatandaşa hiçbir faydası yok; bu işten çıkarı olanlar sadece AKP'liler ile BDP'liler olacaktır.
Millet bu planı anlamayacak kadar enayi değil ya...

HEM ÖĞRENCİLERE KOMÜNİST DİYOR HEM YILMAZ GÜNEY'İ ÖVÜYOR
AKP'nin kimseyle görüşmeden, sadece kendi işine yarayacak değişiklikleri demokrasi içinmiş gibi gösterme oyununu anlayamayanlara bir örnek daha verelim. Başbakan Erdoğan bir takım sinemacılarla ve sahne göstericileriyle yaptığı toplantıda; 'Yılmaz Güney'i anlamış olsaydık bu durumlara düşmezdik!' anlamında konuştu.
Yılmaz Güney, kendisini solcu hatta komünist bilen ve öyle davranan birisiydi. Solcu eylemcileri saklaması, onlara hep yardım etmesi, filmlerindeki temel mesaj bu yöndedir. Bu gerçeği saygıdeğer Fatoş Güney anlamadı ise ne yazık...
Açılım hatırına Yılmaz Güney'i öven Sayın Erdoğan; bir gün önce, kürsüden otobüs zammına isyan eden öğrencilere 'komünist, komünist!' diye öfke yağdırıyordu.
Yani; sosyal devleti, yoksulları savunmak Sayın Başbakan'a göre çok kötü bir şeydi ve o kötü durumu da 'Bunlarınki komünist zihniyet!' diye anlatıyordu. Ve Yılmaz Güney'e de atmış oluyordu.
İşte temel gerçek budur. AKP yönetimi yeri geldiğinde komünisti över, yeri geldiğinde karşısındakileri komünist diye kötüler.
Demokratik açılım da tıpkı budur.
Varsa bu kadarını anlamayan bir aptal, buyursun bu demokrasi paketinden nasiplensin...
avatar
Rıza ZELYUT
ALTIN ÜYE
ALTIN ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 164
Yaş : 51
ŞEHİR : yazar
Meslek : yazar
Öğrenim Durumu : yazar
Kişisel Mesaj : zelyut@gunes.com
Aldığı Teşekkür : 20
Kayıt tarihi : 27/05/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz