DENiZ YILDIZI

HAK, HUKUK, HAK GETİRE !..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default HAK, HUKUK, HAK GETİRE !..

Mesaj tarafından Ali Eralp Bir 2010-05-07, 18:31

HAK, HUKUK, HAK GETİRE !..

ALİ ERALP

Türkiye cangıl ormanına döndü. Orman yasaları yürürlükte. Hem de yabanıl orman yasaları. Gücü yeten gücü yetene. Sömüren sömürene. Çalan çalana, çırpan çırpana. Altta kalanın canı çıkıyor…

Âşık İhsani boşuna “Talan var ha beyler, talan var talan…” dememiş:

Düzenbazlar ellediler devleti
Talan var ha beyler, talan var talan
Demokrasi türküleri söylenir
Yalan var ha beyler, yalan var yalan


Onun asıl sahibine tek haber
Vermeden sattılar vatanı yer – yer
Bir hiç iken iki yılda milyoner
Olan var ha beyler, olan var olan
(Âşık İhsani)


Köşe başlarını tutan, varlıklı, bileği güçlü, iktidar destekli bazı kimseler istediğini alıyor, istediğini satıyor, dilediğini gerçekleştiriyor. Su akarken testiyi doldurmaya çalışıyor. Çoluğuna, çocuğuna, torununa, yedi sülalesine yetecek servet ediniyor.

Mal-mülk, zenginlik, kişisel çıkar söz konusu olunca bu insanlar ne yasa tanıyor ne hukuk… Ne ulusal varlık tanıyor ne vatan… Ağaçları, gökyüzünü, suları, kuşları, börtü böceği, bebeleri, insanları, yani tüm Türkiye’yi bir kalemde silip atıyor. “Tümünün de canı cehenneme” diyor. Madenciliğe soyunan, altın çıkarmak isteyen, alıyor baltayı eline, vuruyor beline beline yüz yıllık ağaçların… Çöle çeviriyor güzelim doğayı.

Amasra ormanlarının kuşbakışı resimlerini çekmişler, geçenlerde gazetelerde gördüm. Zümrüt alanların ortasında, yeşilliği yok edilmiş beyaz bir toprak parçası, güzellikler içerisinde bir yara, bir yama gibi duruyor. Burada “vahşi orman yasası” uygulanarak orman katliamı gerçekleştirilmiş. Yeryüzünün akciğerleri kesilmiş, biçilmiş, yok edilmiş…

Peki, kimler yapmış bunu? Kimler çıkmış dersiniz bu orman katliamın altından? Vatan gazetesinden Kerim Ülker’in haberine göre Eski Orman Bakanı Osman Pepe. Orman bakanı ve orman katliamı: Yeryüzünde asla yan yana gelemeyecek iki kavram, iki sözcük!.. Böyle bir olaya sadece Türkiye’de ve AKP iktidarı döneminde tanık olabilirsiniz.

Bu kelaynak kafasına benzeyen topraklarda şimdi Pepe’lerin “mermer madenciliği” yaptığı ve Karayel Madencilik Limitet Şirketinin yüzde 50 hissesi ile yönetiminin de onlarda olduğu söylenmektedir.

AKP’nin iktidara geçtiği günden bu yana Türkiye’de bir “Ali Dibo” düzeni işlemektedir. Kısaca, bu “Ali Dibo” düzenini “devlet ihalelerinin eş, dost, akraba arasında paylaşılması, çeşitli ayak oyunları, hile hurda yoluyla haksız kazanç elde etmek” diye tanımlayabiliriz.

Zaten İktidarı alır almaz AKP, “ilk icraat” olarak 4737 sayılı “Kamu İhale Kanunu”nu değiştirmişti. Çünkü seçimlerden önce eşe dosta verilmiş sözleri vardı. Bunlar yerine getirilmeliydi.

Bu değişikliğin arkasından Hatay’da “devlet ihalelerini” kazanarak servetine servet katan AKP yandaşları türedi. Yapılan araştırma sonucu 271 adet kamu ihalesinin tamamının partinin 17 AKP’li yerel yöneticisi tarafından alındığı ortaya çıkmıştı. O yıllarda AKP grup başkan vekili ve Hatay Milletvekili olan, şimdiki Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in partililere ihale verilmesi yönünde direktiflerini içeren, el yazısı bir belge de basında yer almıştı. Bu olaya “Ali Dibo” olayı denmişti.

AKP döneminde yapılan talanlar, vurgunlar, hak, hukuk ihlalleri elbette sadece bu kadar değil. Bunlar buz dağının sadece görünen kısmı. Ya görünmeyen bölümü. Saymakla bitmez.

Örneğin, aldığı bir mülkün alıcısı da satıcısı da yine kendisi olup, trilyonları vuran, naylon fatura düzenlemekten sanık maliye bakanları mı ararsınız, İhaleye fesat karıştıran milli eğitim bakanları mı, özelleştirmeler yoluyla yağma edilen devlet kuruluşları mı?

Bunun gibi yüzlerce dokunulmazlık dosyası raflarda bekliyor. Pandora kutusunun kapağı bir açılsa neler çıkacak ortaya neler, herkes şaşkınlıktan küçük dilini yutacak…

Evrensel olması gereken hukuk ülkemizde, özel, ayrıcalıklı kişiler, çevreler, kuruluşlar karşısında ne yazık ki özel nitelikler kazandı. Tek hukuk olmaktan çıktı. Çeşitlendi.

Şu sıralar yurdumuzda üç hukuk türü oluşmuş durumdadır:

Birincisi “”Habur hukuku, ikincisi Silivri hukuku, üçüncüsü Deniz Feneri hukuku.

“Habur hukuku”nda hukuk adamları seyyar mahkemeler kurarak, dağlardan inen teröristlerin ayaklarına değin gitti. “Teröristler rahatsız olmasın, tepkiler çıkmasın“ diye mahkeme salonlarından Atatürk posterlerini, Türk bayraklarını kaldırdılar.

“Deniz Feneri Hukuku” ise kaplumbağa hızı ile yürüyor. Alman Savcının Türkiye’deki zanlıları sorgulama isteği bile anında reddedilmişti.

“Silivri Hukuku”nda koca koca emekli, muvazzaf generaller, ordu komutanları gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Tıp adamları dört duvar arasına atılıyor.

Başsavcı, “tarikatlar hakkında soruşturma açtı” diye evi, bürosu didik didik aranıyor, Yargıtay’da yargılanması gerekirken, yargılama kuralları da çiğnenerek dört duvar arasına atılıyor.

Ama haklarında yüzlerce suç duyurusu, şikâyet dilekçesi bulunan yandaş savcılar için hiçbir işlem yapılmıyor, soruşturma izni verilmiyor.

Silivri’de yargılanan aydınların durumu ise oldukça kaygı verici. Tutukluluk halleri uzun süredir devam etmektedir. Evrensel hukuk kurallarına göre kaçma, delilleri karartma, dışarıdaki tanıklara, mağdurlara baskı yapma özellikleri ortadan kalkan sanıkların serbest bırakılmaları gerekirken hâlâ içeride tutulmaktadırlar.

Ne yazık ki bugün ülkemizde hukukun egemenliği değil, egemenlerin hukuku geçerlidir.

Hak, hukuk, hak getire…



(ali-eralp@hotmail.com)
avatar
Ali Eralp
GÜMÜŞ ÜYE
GÜMÜŞ ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 62
Yaş : 64
ŞEHİR : içel
Meslek : yazar
Öğrenim Durumu : üniversite
Aldığı Teşekkür : 23
Kayıt tarihi : 22/12/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz