DENiZ YILDIZI

NEREDE O YÜREKLİ, YURTSEVER CUMHURİYET SAVCILARI?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default NEREDE O YÜREKLİ, YURTSEVER CUMHURİYET SAVCILARI?

Mesaj tarafından Ali Eralp Bir 2010-08-25, 16:57

NEREDE O YÜREKLİ, YURTSEVER CUMHURİYET SAVCILARI?

ALİ ERALP

Atatürk’ün Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılara verilen “Cumhuriyet Savcısı” unvanının isim babasıdır.
Lozan'da doktora yaptıktan sonra yurda dönen değerli bilim adamı ve politikacı, Atatürk tarafından 'Hukuk Reformu yapmakla' görevlendirilir. Ata'nın huzurunda 'Hukuk Reformu” tartışılırken Bozkurt, “Cumhuriyet Savcısı” adı üzerine çok tepki alır ve sıkıştırılır:
Ona “Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı diyorsun?” diye sorarlar.
Cumhuriyet Başbakanı,
Cumhuriyet Bakanı,
Cumhuriyet Müsteşarı,
Cumhuriyet Valisi,
Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da,
Neden Cumhuriyet Savcısı?
Savcılara neden bu imtiyaz?
Atatürk, Bozkurt'a “Ne diyorsun?” der.
Bozkurt'un cevabı çok net olur:
“Çünkü öyle zaman olur ki, Cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı'dır.”
Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder. “Devam et Bozkurt” der.
İşte şimdi, değerli devlet adamı Mahmut Esat Bozkurt’un sözünü ettiği o dönemden geçiyoruz. “Cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sorulması gereken” bir dönemi yaşıyor, o dönemin tüm pisliklerine tanık oluyoruz. Hem de tartışmaya bile gerek kalmayacak kadar açık, seçik bir “ihanet dönemi”nin tam merkezindeyiz.
Bir başbakan çıkıyor:
“Ben Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanıyım, şimdi o görevi yapıyorum…“ diyor. Ve bunu tam 34 yerde açıklıyor, tekrarlıyor.
Peki, Başbakanın 34 yerde “eşbaşkanı” olduğunu vurguladığı Büyük Ortadoğu Projesi nedir? Ne anlama geliyor?
Çok özet ve net: Amerika’nın bir sömürü ve paylaşım programıdır. Ülkelerin yer altı ve yerüstü zenginliklerini yağmalayarak, halkları etnik bölgelere ayırıp, köleliye mahkûm eden bir projedir. Doğrudan devletlerin sınırlarını değiştirmeyi hedeflemektedir. 24 ülkeyi kapsamaktadır ve içerisinde Türkiye de vardır.
Bu Yenidünya düzeninin haritası ABD tarafından çizilmiş, Amerikan Silahlı Kuvvetleri dergisinde yayınlanmıştır. Ayrıca 15 Eylül 2006’da Roma’da yapılan bir NATO toplantısında subaylarımızın gözü önünde duvara da asılmıştır.

Bu haritaya göre vatanımız Kürt, Ermeni, Rum ve daha başka etnik bölgelere ayrılmaktadır. Doğu, Güneydoğu bölgesi Kürtlere verilmekte, Diyarbakır Kürdistan’ın başkenti yapılmaktadır. Bu gerçek daha sonra başbakan tarafından 16 Şubat 2004 gecesi Kanal D ekranında da ortaya konmuştur. Başbakan şunları söylemiştir: “Şu anda Amerika’nın da Büyük Ortadoğu Projesi var ya Genişletilmiş Ortadoğu yani, bu proje içerisinde Diyarbakır’ı bir merkez yapacağız. Bunu başarmamız lazım.”
Türkiye Anayasasına ve yasalarına göre bu bir suçtur. “Anayasayı tebdil, tağyir ve ilgaya teşebbüs suçudur. Deniz Gezmiş’ler işlemedikleri bir suçtan yargılanıp, idama mahkûm olmuşlardı. Gerçekte Türkiye’nin bağımsızlığını, bütünlüğünü onlar savunuyordu. Emperyalizme karşı canlarını ortaya koyarak mücadele vermişlerdi. Ama şu anda işbaşında bulunan iktidar Türkiye’yi bölme, parçalama girişiminde bulunmaktadır ve “Anayasayı tebdil, tağyir ve ilgaya teşebbüs” suçu işlemektedir.
Bir zamanlar, 2 Nisan 2003 tarihinde Abdullah Gül de yine bu çerçevede ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile 2 sayfa, 9 maddelik gizli bir anlaşma yapmıştı. Bunu da 24 Mayıs 2003 tarihli Vatan gazetesinde Sedat Sertoğlu’na açıklamıştı.
Bu suçlara ek olarak, geçenlerde iktidar terör örgütünün elebaşıları ile Kandil’de, İmralı’da ateşkes pazarlığına girmiş, bir takım ödünler vererek, suç dosyasını biraz daha kalınlaştırmıştı. Görünen o ki, ihanet giderek derinleşmekte, netleşmektedir.
Ayrıca devlet daireleri şeriatçı bir örgüte teslim edilmiş bir durumdadır bugün. Devlet, imamlar tarafından yönetilmektedir. Devletin yerini cemaat almıştır. Ergenekon dahil tüm “darbe” tertiplerinin ve senaryolarının altında bu örgütün parmağı vardır. Tüm dinlemeleri o yaptırmaktadır.
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanifi Avcı “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabında, gelinen boyutun korkunçluğunu ortaya koymuştur. Ama şu ana kadar hükümet tarafından henüz hiçbir idari soruşturma, inceleme başlatılmamıştır. Adli soruşturma da başlatılmamıştır.
Bütün bu işler olup biterken, yüce Atatürk’ün “Cumhuriyeti koruma, kollama görevi”ni verdiği savcılar da ortalarda görünmüyor. Neredeler, ne yapıyorlar, harekete geçmek için daha neyi bekliyorlar? Bilen yok!..
Cumhuriyet düşmanlarının her yanı veba gibi sarması, bebek katillerinin Türkiye üzerinde söz sahibi olması, cemaatçilerin devleti teslim alması Doğan Öz’lerin, İlhan Cihaner’lerin azlığından, Zekeriya Öz’lerin, Osman Şanal’ların çokluğundan kaynaklanmıyor mu sizce? Ne dersiniz?
Namuslu, dürüst, Atatürkçü savcılar neden susuyorlar? Sustukça sıranın bir gün kendilerine de geleceğini bilmiyorlar mı? Bu memlekette Cumhuriyeti gerçekten koruyacak, kollayacak savcılar yok mu? Kalmadı mı?
Nerede o yürekli, yurtsever cumhuriyet savcıları? Nerede o beyaz atlılar? Ne zaman doğacaklar dağların doruklarından Mustafa Kemal’ler gibi…
(ali-eralp@hotmail.com)

avatar
Ali Eralp
GÜMÜŞ ÜYE
GÜMÜŞ ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 62
Yaş : 65
ŞEHİR : içel
Meslek : yazar
Öğrenim Durumu : üniversite
Aldığı Teşekkür : 23
Kayıt tarihi : 22/12/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz