DENiZ YILDIZI

Bu Bir Çözüm Mü

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Bu Bir Çözüm Mü

Mesaj tarafından Yüksel Cavlak Bir 2010-12-25, 11:48

Bu Bir Çözüm Mü

Bazı olaylar vardır ki, insan kendi kendine bunu çözemez. Bir bilene baş vurarak ondan yardım ister. İnternette e postama gelen bir yazı üzerine ben de bana yardım edecek birisini aramaya kalktım, çünkü yapılanlardan pek bir şey anlayamadım.
Bir ÇYDD sevdalısı, hamiyetperver halktan çağdaş evler ihtiyacı için yardım istiyor. Diyor ki; “Onlar, yani karşıdevrimciler demek istiyor, Kur`an kursları, ışık evler için milyarlarca yardım yapıyor. Fakat bizler, yani Atatürkçüler demek istiyor, gereken yardımı göstermiyoruz. ÇYDD, 25 adet çağdaş ev kurmuş ve bu evlerde gençler kalıyormuş. Evler tamammış, ama birçok eksiklikler varmış giyim, kuşam ve gıda açısından. Ve deniliyor ki, bu e.-postada; Sağ elin verdiğini sol el bilmemiş olsun. ”İyi ama, sağ elin verdiğini bilinmiyor da sol elin kim olduğu belli yani ÇYDD...
Yapılan yardımlarla Atatürk devrim ve ilkerine bağlı gençler yetişecekmiş.!
İhtiyaç yardım listesine baktığımızda birçok şeyin eksik veya az olduğunu görüyoruz.
Evlerde, anladığıma göre, yataktan, beyaz eşyadan tutun da pencere perdesine kadar eksiklik var. Ayrıca bir aylık erzak ihtiyacının listeki çıkarılmış. Burada da aranan gıdalar bazıları şunlar: Çay, şeker, süt, salça, yumurta, tavuk, kuru fasulya, mercimek, tuvalet kağıdı, sabun vs.
Dieylim ki, evdeki eksiklikler bir defaya mahsus temin edilir ve uzun zaman ihtiyacı karşılar. Gelelim erzak listesine; diyelim ki, hayırsever halk, bir aylık ihtiyacı karşıladı. Peki, öteki ay ne olacak? Tekrar yardım ricası. Ne zamana kadar? Ülkede ekonomi düzelinceye kadar mı? Bu iktidar gidinceye kadar mı? Ya ekonomi düzelmezse! Ya iktidar gitmezse!
İşte aklımın çözmediği soru: “Bu bir çözüm müdür?”
Bana göre çözüm değil, tam tersine zaman harcamadır... Yapılanlar kronik hale gelmiş porblemleri çözmeye yetmez. Çağdaş eğitim, ekonomi ve bunlara bağlı olanlar da iğdiş edilmiştir yıllarca. Çok değil 60 yıl geriye gidelim; fakirlik var mıydı? Evet vardı! Okullarda fakir çocuklara devlet eliyle ayakkabı ve öğle yemeği veriliyordu. Sağ el, sol el diye bir konu yoktu o dönemlerde. Devlet eli vardı. Ayrıca ÇYDD gibi bir kuruluş da yoktu. Yoktu, ama iyi köyü herkes Mustafa Kemal`den geriye kalan çağdaş eğitimi alıyordu. Halk fakirdi, ama onuru kırılmamıştı. Neden? Çünkü sistem o dönemlerde daha ne raydan çıkmış ne de bozulmuştu. Ayıptır sorması; o dönemlerde ÇYDD`den önce Atatürkçüler yok muydu? Olmaz olur mu! Peki, onların akıllarına fakir halka yardım etmek gelmedi mi? Onun da cevabını siz verin lütfen. Çağdaş eğitim alt üst edildi mi? Evet edildi. Çağdaş eğitim iğdiş edilirken, Atatürkçüler neredeydiler? Yoksa akılları mı ermiyordu? Yoksa onlar, her zaman ifade edildiği gibi, izindeydiler mi? Bunun yorumunu da siz yapın!
Atı alıp Üsküdar`ı geçenler ortalığı toz dumana katarken, birdenbire çağdaş eğitim için bir sürü dernekler türemeye başladı. İşte bunlardan birisi de ÇYDD`dir. İnsanın ister istemez aklına şu soru geliyor: “Mazallah ÇYDD, ÇEV vs. gibi kuruluşlar olmasaydı, bu çocukların, bu gençlerin hali ne olacaktı? Öyle ya binlerce çocuk, genç eğitimden mahsul kalacaktı! Peki o zaman iyi ki, ÇYDD, ÇEV var mı diyeceğiz? Eğer bu soruya “evet” dersek, o zaman Milli Eğitim Bakanlığı`nı nereye oturtacağız? Eğer çocukların, gençlerin eğitimine Milli Eğitim Bakanlığı yardımcı olamıyorsa, yapılacak tek iş, ÇYDD, ÇEV gibi eğitime gönül vermiş olan kuruluşları çoğaltmaktır. Böylece de problemler ortadan kalkmış olur! Eğer bu düşünce doğru ise, neden o zaman gelişmiş veya geri kalmış ülkelerde bu tür kuruluşlarla çocukları gençleri eğitmek, çağdaş yapmak akıllara gelmiyor da ülkemizde düşünülüyor?
Diyelim ki, bu kuruluşlar sayesinde çağdaş eğitim, dinsel eğitimin baskısı altından kurtuluyor ve gençler çağdaş bir şekilde eğitiliyor. Bunun böyle olmadığını görüyoruz, çünkü yapılanlar etkisiz kalıyor. Almanca`da şöyle bir deyim vardır: “Ein Tropfen auf einen heissen Stein.” Tercümesi şu: “Kızgın ateşin üstüne bir damla” Kızgın ateşin üstüne bir damla damlattığınızda, bu damlanın aniden buhar olduğunu görürüz. İşte bu eğitim işi de buna benziyor. Neden buhar oluyor? Şöyle ki: Eğer ülkemizde birkaç bin öğrenci olsaydı, bunlara yer bulmak, beslemek, okutmak çok kolay olurdu. Mağdur olanlar birkaç bin kişi değiller ki. Eğtimden, gıdadan, giyimden nasibini alamayan belki de milyonlarca çocuk ve genç var. Kısacası yapılanlar çözüm değil bence.
Peki çözüm ne? Tek tek sivrisinekleri vurup sokulmaktan kurtulmak yerine, soruna birlikte el atmaktır. Ülkede bir hükümet varsa, bir Milli Eğitim Bakanı varsa, hükümet ve her şeyden önce Milli Eğitim Bakanı mercek altına alınarak sorunlara çare bulması için yasal yollara bai vurularak zorlanmalıdır.
Eğer bu işler bağışla mağışla hale bir düzene konulaydı, Mustafa Kemal, bir Bağış Bakanlığı veya Öğretim Birliği yerine eğitim dernekleri oluştururdu. Yapmadığına göre...
İnternetteki bu ileti kaleme alan kişi bir de yazısının altına Mustafa Kemal`in şu sözlerini eklemiş:
“Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zinciler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.”
O halde, her şeyden daha anaokulunda hatta evde çocuklara, gençlere ulusal egemenliği anlatmaktır. Gerisi kendiliğinden gelir.
Ev eşyaları temin etmekle, aylık gıda paketi hazırlamakla bu çocuklar ve gençler kurtulamaz.
Eğer bu yöntem etkili olsaydı, bugün Afrika`ya yapılan yardımlarla milyonlarca insan, insan gibi yaşarlardı.
O zaman o Alman deyimini tekrarlayalım:
“Kızgın ateşin üstüne bir damla “

Dr. Yüksel Cavlak






avatar
Yüksel Cavlak
YAKUT ÜYE
YAKUT ÜYE

Erkek
Mesaj Sayısı : 370
Yaş : 82
ŞEHİR : Recklinghausen
Meslek : doktor
Öğrenim Durumu : üniversite
Aldığı Teşekkür : 485
Kayıt tarihi : 16/05/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz